* metal, ametal, soygaz üçlüsünden metal bizdendir. sevilen bi müzik türü olmasının dışında günlük hayatımızın içine işlemiştir, içimizden biridir. çünkü metal daha samimidir. hatta metallerin içinde bi tanesi vardır ki o en samimidir; demir. sürekli dilimizdedir. demir aşağı demir yukarıdır. demir diye isim bile koyarız çocuklarımıza, sert bir cisim gördük mü hemen demir deriz ona. zamanında bu işlerle uğraşanlar da metalleri o kadar sevmişlerdir ki periyodik cetvel yapıp, satır başlarına hep metalleri koymuşlardır, “metaller” ve “metal olmayanlar” diye ayırmışlardır elementleri.metal olmayan demişken, bir de soygazlar vardır.küçük, şirin bir grupturlar.kendi halinde,sakin, gençlerin cool diye tabir ettikleri tiplerdir.bu sebepten hep diğer elementlerden dışlanmışlardır, satır sonlarında yer bulabilmişlerdir. ama biz hep itilip kakılanın, dışlananın yanında olduğumuzdan, soygazlara karşı bir sempatimiz vardır, bizden gibidirler.ama hiç bir zaman metaller kadar bizden olamamışlardır. çocuğumuzun adını helyum koymayız mesela. bu üçlünün içinde en bizden olmayan ametallerdir.tarif edilemez bir soğuklukları, samimiyetsizlikleri vardır. avatar çizgi dizisindeki ateş ulusu gibidirler.çoğunluk olabilmek için periyodik cetvelde üç tane 8B grubu koydurmuş, sağlayabildikleri kadar çıkar sağlamaya çalışan fırsatçılardır. en ufak bir menfaat için arkadaşlarını hemen satmaktan asla beis görmezler.o kadar bizden değillerdir ki, adlarını dahi hatırlamakta güçlük çekeriz. bulmacalarda boş kalan kısımlar hep ametallerin soruldukları kısımlardır. ametaller çok pistir, samimiyetsizdir, bizden değildir.
* geçen sayıdan bu sayıya çok değiştim ben sayın okur, çook. banyoda aklıma gelen bir fikri hayata geçirebildim. valla. hatta bu sayıdaki karikatürlerden biri bu şekilde oluştu. işte bu duygu süper bir duygu bence, şu anda dünyanın en mutlu insanları listesinde zirveyi paylaşan isimlerden olabilirim.
* müzik kanallarındaki top10’larda ikinci olup da zirveyi paylaştığı iddia edilen insan bence kanal tarafından zorla tırtlaştırılan insandır.
* dün gece hiç tanımadığı bir erkeğe sırf bana benziyor diye usulca sokulup merhaba diyen birinden çok pis huylanırım. mümkünse kendisiyle işim olmaz, oldurmamaya çalışırım. kaçarak uzaklaşırım o insandan.
* derste söz almak için elini kaldırıp, başkasına söz verilince eli havada kalan insan bence hayatındaki en kötü anlardan birini yaşayan insandır. önce bir telaşlanıp, sonra büyük ihtimalle en samimi hallerinde yakalanıyor insanlar böyle durumlarda. gerçek karakterlerini, takıntılarını dışa vuruyorlar. hatta geçen gün gözlemledim, çok ilginç tepkiler veriliyor böyle anlarda. valla. mesela genel tavır; elin hemen saça götürülmesinin akabinde sanki o el söz almak için değil de saçı kaşımak için kalkmış gibi davranmak. onun dışında bazı öğrenciler - kendi tabirimle azimliler-; kesinlikle elini indirmiyorlar. hoca bu azmi görüp söz vermese ders bitene kadar o el havada kalacak mı diye düşünmekten kendimi alamıyorum. diğer bir grup da utangaçlar diyebileceğimiz, kimseye görünmeden yada etrafına hiç dönmeyip görülse bile görüldüğünü kendine hissettirmemeye çalışarak yavaşça elini indiren insanlar topluluğu. tabi bunların dışında hemen diğer kolunu da kaldırıp “ben aslında esniyordum” havası verenler var ki, bence inanılmaz yaratıcı insanlar kendileri. son olarak tıp fakültesinde hiç rastlamadığım ama var olduğunu bildiğim, olayı gayet normal karşılayıp düzgün bir şekilde elini indiren, takıntı nedir bilmez insanlar grubu. işte bu gruptaki insan, hayattan en çok zevk alan insandır bence.
* herhangi bir konsolda futbol oyunu oynarken top barcelona’lı puyol’a gelince yapılan “pu yol nereyedur uşağum?” esprisi mümkünse yasaklansın ve bugünden başlayarak da azalarak bitsin.
* kalabalıkta dar kotun cebinden kalas gibi telefonu çalıp, zerre kadar hissettirtmeyen insan, o telefonu son pikseline kadar hakedecek bir çalışmaya sahip gibi sanki.
* bilgisayarlarda belgelerim klasörünün içinde bulunan alınan dosyalarım klasörüne ne zaman girsem oradaki dosyaların bana alındıklarını, küstüklerini hissederim , hüzün doludurlar.
* testere 5’i izlemeden önce, 1-2-3-4’ü tekrar etmenin büyük faydası olduğunu açıkçası yanlışlıkla öğrendim ama buradan sizlerle paylaşmam gereğini hissettim. sonra testere 5 kötüydü vb. tepkiler duyuyorum etraftan. hiç de bile. elimde 4 yoktu, ben de 1-2-3’ü tekrar edip gittim sinemaya ve çıkmış sahnelerin hiç birini kaçırmadım. valla. çıkmış sahnelerden çok çıkıyor haberiniz olsun.
* bu arada testerenin eşi kendisine kalan kutuyu açmadı ya, izleyenler bilir. bence büyük açacak o kutuda söylemedi demeyin sonra. inanılmaz büyük hissediyorum. kesin 500 bin, kesin.
* bir sayının, aynı zamanda bir şarjın daha sonuna geldiğim şu dakikalarda şairane bir veda düşünüyordum ama yazamadığımı farkedip olmayınca da olmuyormuş diyerek hemen vazgeçtim. bu arada şarja şarz diyenler de biraz tırttır.
