SAYI - 1

*batman, superman, he-man üçlüsünden batman bizden değildir.zaten robini arka plana iterek hep kendisini sevdirmeye çalışırken, bizim hep ezilenin yanında olduğumuz gerçeğini görememiştir.süper özellikleri olan bi süper kahraman da değildir zaten.gayet normal sen ben gibi bi adamdır ama bi maske bi pelerinle süper kahraman olduğunu sanır.hiç samimi değildir. izleyiciyle arasında hep bi mesafe vardır.karanlıklarda saklanan bi adamdır.belli ki o da bizden olmayı istemez.ama superman öyle değildir.daha samimi daha bizdendir batman’e göre.ama tam olarak bizden olamamıştır da bi yandan.her ne kadar kendini batman gibi saklamasa, günlük işlerin peşinden bizden biri gibi koşsa da o ayrıdır.dünyadan değildir o, kripton gezegeninden gelmiştir.zaten bizden olmadığı uçarken onu kimsenin tanıyamamasından bellidir. “bu bi uçak” “hayır, bu bi jet” gibi sözler sıkça duyulur insanların ağzından.ama yine de batman gibi karanlık değildir daha bizdendir.kim ne derse desin bu üçlünün içinde en bizden olanı he-man’dir.esaslı adamdır he-man.kendi gölgelerin gücü adına gelişirken arkadaşı ve yardımcısı titrek’i unutmaz.vefalıdır.zaten adından da bellidir he-man’ in bizden olduğu; erkek-adamdır.delikanlıdır.her bölümün sonunda çocuklara ders verir.içimize işlemiştir he-man, sıcakkanlıdır.diğerleri gibi sinemaya da bulaşmamıştır, gönlümüzdeki yerini korumuştur.he-man bizdendir, canımızın içidir.

*”her eve lazım” lafı en kıl laflar arasında üst sıralardadır. çok genellemeci çok ukala çok pis bi laftır.ne zaman bu lafı duysam bahsedilen şeyin benim evime lazım olmadığı konusunda kendimi ikna etmeye çalışırım.hiç sevmem herkesin aynı olmasını.benim evime lazım değil o, her eve lazım diye tabir edilen bi şeyi istemiyorum evimde, gitsin.

*hayatımda en kıl olduğum bir şey tuvalette ve banyoda aklıma gelen muhteşem fikirleri unutmaktır. fikir aklıma geldiğinde öyle bi mutlu olurum ki, çünkü belki de dünyanın akışını değiştircek bi projedir kafamdaki. ama bu projenin üstüne daha iyisini düşünmeye çalışırken kafam öyle bi bulanır ki elimdekini de unuturum sonra. hep bu aç gözlülük, elindekiyle yetinmemezlik yüzündendir. çıktığımda kafamda sadece “ulan ne düşünmüştüm ben?” sorusu vardır.işte bu soruyla başbaşa kaldığım an, hayatımın en tırt anıdır belki de.

*andre maçanga, en samimi isme sahip futbolcudur bence.

*delgado tam bi teletabi ismidir aslında. tinky-winky, dipsy, delgado, poo.

*fenerbahçeli colin kazım bizim milli takımda oynamaya başladığından beri adının kazım kazım olarak değişmesi acayip biçimde kafamı kurcalayan, yanıtı hala bulunamamış en gereksiz problemler arasında ilk sıralarda.

*bu arada ne zaman laf arasında “en gereksiz” geçse, aklıma hep engerek yılanları gelir.

*hadi colin kazım, kazım kazım oldu da..ya bu adamın adı colin yusuf olsaydı?

*dünyanın en kral insanları güneş gözlüklü şoför amcalardır.ama güneş gözlüklü her şoför değil, şoför amcalar.en kralı onlardır.hatta belediye otobüslerinin güneş gözlüklü şoför amcaları bambaşkadır.ununu elemiş, eleğini asmış bi edaları vardır.şunun önüne geçeyim, buna yol vermeyeyim, ötekine makas atayım dertleri yoktur.sakin tavırlarıyla her zaman güven verirler.kentkartında kontör kalmamışsa – bu arada kontöre kontür diyenler bence tırttır- kendi kartıyla geçmeni sağlarlar.sonra da “hele bi de bakalım evlat okur musun sen?” diye muhabbete giriverirler.durakta bekleyen kimse kalmasın diye otobüs içinde arkaya doğru sıkışmaları bi maestro edasıyla yönetirler.ama diğerleri gibi insanları mağdur ederek sıkıştırmazlar, bi şekilde herkesi rahat ettircek bi yol bulurlar.trafik kurallarına uyma, uymayanları uyarma konusunda taviz vermezler.sağa dönüşte yayaya yol vermede üstlerine kimse yoktur.

*nedenini bilmediğim bi şekilde ne zaman “sağa dönüşte yayaya yol ver” tabelası görsem aklıma biz küçükken söylenen “yayaya şaşaşa gaassaray gaassaray çok yaşa” tezahüratı gelir.

*yüzüklerin efendisinin arweni, tanıdığım bildiğim en namuslu hatundur.ar vendir o, ar damarıdır.

*bi zamanlar azalarak biten ama son zamanlarda tekrar türeyen bi lades tutuşma olayı var bilen bilir.kısa bi özet geçmek gerekirse;önce tavuğun lades kemiğini lades tutuşan iki kişi birer ucundan tutarak kırıyo, sonra da birbirlerine elden bişe verirken “aklımda” diyolar.eğer ki biri diğerinden bi şey alırken aklımda demeyi unutursa ve öteki de o anda “laaadeeeeessssé!!” diye tıslarsa olay sonuçlanıo ve kazanan nesine lades tutuşulduysa onu elde ediyo.bi tavuktan yola çıkarsak gerçekten astronomik bi alakasızlık mevcut orası ayrı da, bazı insanlar bu lades tutuşma işini acayip derecede ciddiye alıyolar.valla.öyle böyle değil hem de.o kemik kırıldıktan sonra o insanların yaşama amaçları lades oluyo.hani ölcek olsa ve lades tutuştuğu insan ona ilaç falan verse almadan önce aklımda demeyi düşünür.o derece kafaya takıyo.bunla da yetinmeyip sürekli sinsi sinsi planlar kuranları da var.bi şekilde karşısındakine unutturarak ladesi kazanmak için her şeyini seferber edenler.işte böyle insanlardan çok korkuyorum.

*her üniversite öğrencisi hayatta kalacak kadar gitar çalmayı bilmelidir.